Penaltıları sevmiyorum. O anın endişesi kaleciden ve kullanan futbolcudan çok beni geriyor o yüzden penaltıların futbola çok fazla gerginlik kattığını ve hiç neşe katmadığını düşünmüşümdür. Van Persie iyi bir penaltı attı ve ben kâbus görmeye başladım. Ha bu arada maçı d-smart sağ olsun izleyemedim. Arsenal yerine Marsilya-Chelsea maçını izledim ve sıfır keyif aldım. İkinci Londra’ya dönüşümüzde maç 1-1'e döndü ve klasik Arsenal rahatlığı çöktü üstüme. Bira daha keyifliydi, patates daha güzeldi artık. Arsenal 1-0 önde olacağına hatta 2-0 önde olacağına 1-1'i tercih ediyordum. Çünkü 1-1 bizi uyandırıyordu, Arsenal'in içindeki İnvincible'i uyandırıyordu. Wenger'i uyandırıyordu ve tek değişiklik bize çok güzel goller getirdi. Walcott İngilizlerin bir türlü parlayamayan elması parlıyordu yaptığı vuruşla. Ve Fransızların Ribery'ye kurban ettiği yeni efsanesi Nasri; "Ribery’ye söyleyin akıllı olsun" diyordu. eee Ribery durur mu yapıştırıyordu cevabı ta Münih’ten ama kim takar Ribery’yi şu saatten sonra.
Çektiğimiz bu ballı kuraya rağmen turun son maça kalması bir şeylerin yanlış olduğunun belgesi gibi adeta. Bir kere yanlış aramaya başlayınca takımda neyin doğru olduğunun pek önemi kalmıyor. Söz konusu Arsenal olduğunda hayatımın hiç bir döneminde, hiç konusunda olmadığım kadar iyimser oluyorum. Muhtemel rakiplerimiz İngiliz ve Shakhtar olamayacağına göre en kötüden sıralarsak Barcelona(turu geçemeyiz kesin), Real Madrid(kim ne derse desin turu gene geçemeyiz), Bayern Münih(adını yanlış yazsak da galat-ı meşhur lügat-ı fasihden evladır hesabı ben Bayern’i isterim çıksın kurada, %51 geçeriz), Schalke(bu Arsenal’in çekeceği kura olacak bence o kadar bal var Wenger’de düşün artık). %50 ihtimalle çeyrek finalleri göreceğiz. İspanyol çıkarsa bol gollü maçlar olacak ve çeyrek final olmayacak, ama Alman çıkarsa belki İspanyollarla olduğu kadar güzel maçlar olmayacak ama çeyrek final gelecek. Alman olsun o zaman.
Not: Resimler guardian.co.uk adresinden alınmıştır.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder