Mourinho ve Rüyanın Sonu

Dün gece Barcelona’nın İniesta’nın 90+3'de çok şanslı bir adam olmasıyla başlayan rüyası sona erdi. Gereksiz yere abartılan, göklere çıkartılan, mal fanatiği olunan ve en kötüsü zevk vermeyen sıkıcı bir futbol oynayan Barcelona Efsanesi artık yok. Ligde Real Madrid’in farkı kapatıp şampiyon olmasını istiyorum açıkçası. Aslında söylenecek çok şey var ama fotoğraflar söylesin geri kalanı.


 

Die Bayerns vs. Les Gones

4 defa kupayı müzesine götürüp[1974, 1975, 1976, 2001], 3 kez de final[1982, 1987, 1999] oynayıp [birini çok dramatik biçimde] kaybeden Bayern 21:45'de sadece 1 İntertoto Kupası[1997] kazanan, şampiyonlar liginde çeyrek finalden ötesini göremeyen fransızların efsane takımı Lyon'u ağırlıyor bu akşam Allianz Arena'da. Her ne kadar almanlar ağır bassa da terazide, fransızlar ligde bitime 5 maç kala liderin 9 puan gerisine düşerek bir anlamda havlu attılar. Önlerinde sadece final düşüncesi var. Dün geceki Barcelona-İnter maçının gölgesinde kalacağı hiç şüphesiz ama en az o maç kadar keyif vadediyor her futbolsevere.


 
Bayvera ekibi van Bommel ve Badstuber'i, Lyon ise Lisandro, Makoun'u arayacaklar sahada. Sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecek bu futbolcuların yokluğu Lyon'u daha fazla yıpratacak gibi. Lyon'un kart sınırındaki oyuncu sayısının fazlalığı, yaptıkları otobüs yolculuğu, deplasmanda olmaları ibreyi iyiden iyiye bayern tarafına çeviriyor. Kim kazanırsa kazansın güzel bir maç olsun. Maç ilginçtir stardan canlı yayınlanıyor!

Sırf Robben'in güzel ve enteresan gol sevincini görmek[tabi atarsa ki atacaktır bu kel hollandalı] için izlenir yahu.

Mourinho veyahut Rüyanın Sonuna Yolculuk

Dün gece 1.5 senedir süren bir rüyadan uyandı belki de Barcelona ve Uefa. Gecenin en önemli anı şüphesiz Alves ve Messi'nin alamadıkları penaltılardı. Chelsea'yi hakemle yenen Barcelona bu sefer İnter'i hakemle yenemedi. Bir maçtan sonra hiç konuşmak istemediğim konulardan biri hakem. Ama konu Barcelona ve Manchester United olunca hakemlere değinmeden de olmuyor. Bir portekizli dün akşam mükemmele yakın maç yönetti, bir diğer portekizli mükemmelden uzak ama sonuca hedefli bir takım sürdü sahaya. İtalyanlar ne kadar sevinmişse portekizliler[C. Ronaldo dahil] o kadar sevindiler.

Gecenin kahramanı D. Milito diyenler olacaktır ama bence Etoo ve Sneijder görünmeyen kahramanlar. Etoo top çaldı, pas yaptı, pres yaptı, bireysel oynamadı, savunmaya yardıma geldi İbrahimoviç'in yap[a]madığı her şeyi yaptı. 40 milyon euroyu niye verdik dedirtti barça taraftarına. Sneijder gölünü attı, asistini yaptı ve Barcelona'nın en kortkuğu adam oldu dün gece attığı ara paslarla. Maçın başındaki şu fotoğraf aslında maçın sonuna daha çok yakışıyor. "What Did You Do Last Night?"

Kadın

Çok nadir durumlar haricinde bir kadınla eğlenemezsiniz. Ya O'nu eğlendireceksinizdir şaklabanlıklar, fedakarlıklar yapıp ya da umursamayıp kendi eğlence anlayaşınıza adapte olmasını bekleyeceksiniz. Bilin bakalım kadınlar hangi türü daha çok seviyor. Erkekleri eğlendirmek için koskoca sektörler[video oyunlar, casinolar, strip clublar vs.] varken, kadınları eğlendirmek için şu anda aklıma sektör gelmiyor. Çünkü erkekler bu işe yarıyor. İlginç değil mi? Peki sen hangi sınıfa giriyosun?
 Ama gel de şebek olma.

Emek Sineması Yıkılsın

Kimseler gitmediği, sahipleri/işletmecileri gelen seyirciye çok kötü davrandıkları, binanın kıymeti bilinmediği/bilinmeyeceği, sinema gibi çağı yakalaması gereken bir sektörde artık köhne kaldığı için yıkılsın.

"Everybody Lies"

Yıllardır yalan söylemedim. Bundan sadistçe bir zevk de aldım aslına bakarsanız. İnsanlara yalan söylemediğiniz zaman sizden korkuyorlar. Sosyal ortamlarda resmi olmayan anlaşmayı her an ihlal edebileceğiniz gerçeği onların ödünü patlatıyor. Sizi mümkün olduğu kadar dışlamak, kendilerine benzetmek, olmadı yok etmek istiyorlar. Eğer yalana tenezzül etmezseniz çok güzel şeylere ama insanın en vasat yüzüne, çirkinliklere ve dahi piçlere tanıklık edeceksiniz. Ama yalan yoksa sadece yalnızlık var. Evet belki yalnızken daha iyiyiz ama içten içe biliyorum ki hepimiz eşimizi arıyoruz. Kendimiz gibi veyahut çok farklı birini. Güvenebileceğimiz, sevebileceğimiz, sevileceğimiz.

Kan Kokusu

Uykudaydım, hala uyanmış olduğumdan da emin değilim. Ama keskin kan kokusu burnuma geldiğinde sıçrayarak uyandım. Her yer nar çiçeği kırmızısına dönmüştü ve ellerimde kurumuş kan vardı. Kurumuş kanı severdim aslında. Pul pul dökülmesini sevdiğim aklıma geldi. Durumun vehametini kavramamamı zorlaştırdı bu ellerimdeki kurumuş kan. Etrafa baktım kimse görünmüyordu yoksa yoksa kanayan ben miydim? Kendimi yokladım sağlam görünüyordum. Peki o kadar kan nereden geliyordu, kokusundan şüphe bırakmayacak derecede insan kanı olduğu meydandaydı. Peki kimin kanıydı ellerimdeki kurumuş olan?